Bugun...


Alparslan Dost

facebook-paylas
Türkiye'nin Aile Hekimliği Macerası (1)
Tarih: 01-12-2017 11:26:00 Güncelleme: 01-12-2017 11:26:00


1954 yılında İngiltere'de Royal Kolej'in kurulmasıyla başlayan aile hekimliği süreci yetmişli yıllarda Batı Avrupa'da yaygınlaşmaya başladı. 1974 yılında Hollanda, 1978 yılında Almanya aile hekimliğine başladı.

ailehekimmacera.jpg

 


Türkiye'de1983 yılında Trakya Üniversitesi'nde aile hekimliği ana bilim dalının açılmasıyla başlayan süreç, bir çok üniversitede aile hekimliği anabilim dalının yaygınlaşmasıyla daha da gelişti. 1996 yılında Ankara, İzmir, Adana ve Bursa'nın aile hekimliğinde pilot uygulama merkezleri olarak ilan edilmesiyle gerçek anlamda aile hekimliği uygulaması başlatılmış oldu.

Ancak nedendir bilinmez bu pilot uygulama bir yıl sonra sessiz sedasız 2004 yılına kadar rafa kaldırıldı. 
Gelişmiş ülkelerde başarıyla uygulanan aile hekimliği modeli, 2004 yılında Sağlık Eski Bakanı Prof. Dr Recep Akdağ tarafından yeniden pilot uygulama olarak başlatıldığında birçok kesim karşı çıkmıştı.


Düzce, ilk pilot il olarak tarihe geçerken daha sonraki ilk on pilot il içerisinde olan İzmir ili bu değişimin her yönden en kritik pilot uygulama sürecini oluşturmuştur. 
***
2010 yılı sonuna gelindiğinde, Türkiye aile hekimliğine geçmiş ve uygulama başarıyla devam etmekteydi. Aile hekimliğiyle birlikte birinci basamaktaki hizmet sunum modeli de değişmiş oldu. Bu durum verilen sağlık hizmeti çeşit olarak genelde aynı iken hizmet usulünün değişmesi olarak ta tanımlanabilir. Bununla birlikte personele yapılan ödeme şekli, içeriği ve miktarı da değişerek çalışanlar için cazip bir uygulama haline getirildi. 
Cari gider ödemesinin ilk başlarda herhangi bir kritere bağlı olmaksızın % 100 ödenmesi, uygulamada bu paranın aile hekimlerinin özlük hakkı yani maaşı gibi algılandı. Bu aynı zamanda aile sağlığı merkezinin cari ihtiyaçları için verilen bir ödemeydi. Bu ödemeyi hizmete dönüştüren hekimlerle hizmete dönüştür(e)meyen hekimler arasında etik uygulama problemlerine sebep olmaya başlamıştı. Bu durumun aile hekimlerince Bakanlığa problem olarak yansıtılması, Maliye Bakanlığı'nın da sıkça dile getirdiği haksız kazanç eleştirilerinin çözümünün zaruri olduğu gerçeğini ortaya koydu.


Bu gerçekler ışığında cari giderlerin hizmete dönüştürülmesi için bir yönetmelik düzenlemesi yapıldı. Düzenleme bazı siyaset erbabı ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerince aile hekimlerinin maaşının azaltılması şeklinde yansıtılsa da vatandaşlar ve çalışanların genel kanaati bu paranın hizmete dönüştürülmesinin adil bir uygulama olduğun yönündeydi.


***
Ülkemizde bulaşıcı hastalıklar ve anne-çocuk sağlığında olduğu gibi koruyucu hekimlik alanında elde edilen başarılar uluslararası sağlık kuruluşlarınca değişik yayınlarla zaman zaman ifade edilmiştir. Sürdürülebilir bir sağlık sistemi uygulaması için önümüzdeki yıllarda bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar ve kanser hastalıkları için çok ciddi koruyucu hekimlik uygulamaları çalışması yapılması ise yine aynı kuruluşlarca dile getirilmektedir.

Ülkemizin hastalık yükü nüfusun yaşlanmasıyla birlikte artarak devam edecektir. Artan hastalık yükü beraberin de evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri gibi ilave hizmet ihtiyacını da ortaya çıkaracaktır.


Şimdi burada birkaç soruyu hatırlatmak isterim.

  • Hastane acillerindeki acil olmayan hastalara kim ve nerede bakmalı?
  • Bu durum aile hekimliği uygulamasının asli sorunu mu?
  • Yoksa aile hekimlerine atfedilmiş ve çözümü de aile hekimlerinden beklenen bir sorun mu ?
  • Peki bu gerçekler çerçevesinde aile hekimleri (Uzman veya pratisyen ) güncel durumu nasıl değerlendiriyorlar?
  • Aile hekimliğinin güncel durumunun gerçekten farkındalar mı?
  • Bu durumu kendilerinin iş yükünü artıracak angarya olarak mı görüyorlar?
  • Yoksa bunu fırsat olarak mı değerlendiriyorlar?

…….vs

Genel anlamda aile hekimlerinin sivil toplum kuruluşu olarak reaksionlarından anlaşılan; özellikle acillere giden ancak acil olmayan hastalara aile hekimlerinin bakmaması yönündedir. Söylem dillerine ve son zamanlardaki açıklamalara bakılırsa Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) açıklamalarıyla benzerlikleri dikkat çekecektir. Aile hekimliği geçiş sürecinde her fırsatta aile hekimliğine karşı olduğunu dile getiren TTB ile olan bu yakınlaşmanın sebepleri ve sonuçlarını ayrıca tartışmak gerekmektedir.


Yazımızı yine bir soru ile tamamlayalım. Pek çok karmaşık ilişkinin olduğu sağlık hizmetleri uygulamasında aile hekimliği uygulamasının başarıyla sürdürülebilmesi için aile hekimlerinin rolü ne/nasılolmalıdır?Bu modelin gelişmesinde can alıcı soru ve cevabı bu olsa gerektir





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI